Lüks bir markanın CEO'su olan ve röntgen gözlerine sahip adam, ayrılığın ardından başkalarını zorbalayan fenomenlere bakışını çevirir; bu, bir milyarderin intikam hikâyesi. Eric bir lüks marka yönetiyor ve dışarıdan bakıldığında hayatı kusursuz görünüyor. Sonra kız arkadaşı onu terk ediyor ve ayrılık, bunu kimseye belli etmediği kadar derinden vuruyor. Cilalı yüzeylerin içini delip geçen gizli bir yeteneği var: röntgen gözleri. Bu yeteneği özgüveni ve parasıyla birlikte kullanmaya karar veriyor. Hedefi, dikkat çekmek için insanlarla alay edip onları aşağılayan kibirli bir fenomen grubu; onları kendi koşullarında ifşa etmeye kararlı. Eric'in seçtiği her hedef onu daha büyük bir mücadeleye çekiyor. Bir zorbayı alt etmek, hayranları, sponsorları ve sürekli açık olan bir kamerası olduğunda sanıldığından çok daha zor. Eric, ne kadar ileri gideceğine ve insanların içini görmesini sağlayan gücün kendi hakkında görmezden gelmek istediği şeyleri de ortaya çıkarıp çıkarmayacağına karar vermek zorunda. Eski sevgilisi her planın altında hep var; zihninin durmadan tekrar oynattığı bir anı. Riskler arttıkça planları keskinleşiyor, düşmanları karşılık veriyor ve atılan her adım ona yeni bir bedel ödetiyor. Ton, parlak lüks sahneleri keskin ve kişisel anlarla harmanlıyor; dram hem şık hem duygusal hissettiriyor. Zengin ortam her güç hamlesini görünür kılıyor, olay örgüsü ise her sahneyi hareketli tutuyor. Süper güç dönüşleri, konu ciddileştiğinde bile hikâyeye oyunbaz bir tat katıyor. “Röntgen Gözlerim Seni Delip Geçiyor”, biraz ısırıcı bir adalet arayışındaki kahramanı seven herkese hitap ediyor. Asıl merak konusu yalnızca Eric'in ne kadar ileri gideceği değil, gördüğü gerçek, ifşa etmeye geldiği insanlardan daha zor gözden kaçırılır hale geldiğinde ne yapacağı.