Regina, on yıl süren bir kayıp döneminin ardından uyanır ve kendini yemin ettiği düşmanı Linus'la evli, hiç hatırlayamadığı bir kızın annesi olarak bulur. Regina gözlerini açtığında tam on yıl gitmiş olur. Artık bir eş, bir anne ve bir zamanlar Linus'u yok etmeye yemin etmiş kadındır; yatağın öbür tarafında uyuyan adam ise Linus'tur. Kızı, neredeyse tanıyamadığı bir adla sesleniyor ve çevresindeki insanlar, yaptığı her seçimin bariz olduğunu varsayıyormuş gibi davranıyor. Gerçeğe giden her adım, onu hiç planlamadığı bir hayatın derinliklerine çekiyor gibi görünüyor. Kayıp yıllarda birileri kararlarını yönlendirmiş ve zarar birikmeye devam ediyor. Linus artık hatırladığı basit kötü adam değil. Temkinli, dikkatli ve çocuklarına karşı şaşırtıcı derecede nazik. Bu da Regina'nın onun hakkındaki içgüdülerinden şüphelenmesine yol açıyor. Evlilikleri soğuk kibarlık ve keskin sözlerle yürüyor; yine de her paylaşılan bakış, ikisinin de tam olarak kabul etmediği bir geçmişi taşıyor. Hataları ciddileştikçe bedelini en çok ihtiyacı olan çocuk ödüyor ve ev dağılmaya başlıyor. Regina, bu hataların bir kısmının hiçbir zaman gerçekten kendisine ait olmadığından ve hatırladığı düşmanlığın, uyanmadan çok önce çarpıtılmış olabileceğinden şüphelenmeye başlıyor. Her keşif, bir sonraki yalanı yutmayı daha da zorlaştırıyor. Mommy, You Forgot Me and Daddy! izlemek, çok fazla ortak geçmişi olan iki yabancının arasına oturmak gibi. Ton, sert mizahtan sessiz bir hüzne geçiyor; Regina ile Linus arasındaki sahneler, birbirlerini fark etmekten kendini alamayan iki insanın gerilimini taşıyor. Düşmanlardan aşka uzanan bir hikâye, duygusal ağırlığı olan bir hafıza kaybı romansı ya da kimseyi kolay affetmeyen bir ikinci şans hikâyesi seviyorsanız, dizi üçünü de sunuyor ve odağını aile üzerinde tutuyor. Artık asıl soru Regina'nın neyi kaybettiği değil; ona verilen hayatla ne yapacağı ve gerçeği öğrendiğinde yanında kimin hâlâ duracağı.